GÖKÇEADA BİSİKLET TURU (3. Bölüm) Kuzulimanı-Aydıncık Plajı

Kabatepe’den saat 17.00 da bindiğimiz vapur bizi 18.30 da adaya getirdi.Adanın merkezine bisiklet yolculuğu yapmamız gerekiyordu ama yorgunduk. Kuzulimanındaki plaj hepimizi çağırıyordu. Çadırımızı kurduk plaja. Çanakkale’nin serin sularına atacaktık kendimizi ama ılıktı denizin suyu. Şaşırdık çünkü Çanakkale’de sular her zaman serin olurdu. Eğlendik,akşam yemeğimizi yedik. Çadırın önüne serilmiştik ki o da ne yüzümüze bir damla düştü, ardından elimize sonra bir tane daha derken uzakta şimşekler çakmaya başladı. Ve sonunda üzerimize gelmişti bulutlar, Etrafımızda şimşekler çakıyordu. Tam da orada bitirmiştik 2. Bölümü. Peki ne mi oldu?

Çadırımıza çekilirken çadırımızın iplerini gerdik. Etrafa yayılan eşyalarımızı çadırımızın bagajında güvene aldık ve fermuarımızı kapattık. En sevdiğimiz kamp, yağmur damlalarının tentede çıkardığı hafif tınıyla uykuya dalarak geçirdiğimiz kamp. Hepimiz sırayla teslim olduk uykuya. Gündüz güneşin, denizin, sürüşün etkisiyle çok yorulmuştuk. Çadırımızda güvendeydik ama sabaha karşı rüzgar etkisini arttırdı ve bizim çadırımız kumsala kurulu idi. Her boşluktan kum taneleri çadıra sızmaya çalışıyor, rüzgar uçurtma gibi kaldırmak istiyordu çadırı. Biz ne mi yaptık? Mışıl mışıl uyuduk.
Kumlu kahvaltı yapmamak için kampımızı yükledik bisikletlerimize ve yola koyulduk. Hafif bir tırmanış sonrası Gökçeada merkezini yukarıdan gören bir tepede marketten adada ihtiyacımız olan tüm yiyecekleri aldık. Tatlı tatlı inerken sağda bir parkın içinde ağaç gölgelerine tahta masa sandalyeler kurulmuş, yanında bir fırın, önünde kuyruk ve gidonu hemen o yöne çevirmemizi sağlayan bir koku. Kahvaltımızı yaptık. Ardından merkezi gezdik, Belediye Müzesini ziyaret ettik. Çarşısını pazarını dolaştık. Kahvelerimizi içmek ve adanın meşhur dondurmasını tatmak için Efibadem Pastahanesine yöneldik ve yolkenarında kaldırımda bir masaya oturduk.
Sohbet muhabbet insanın kalkası gelmiyor ama bizi bekleyen 200mt tırmanışlı 20kmlik bir yol vardı. Tam o sırada orada olduğumuzu bilen Kocaeli AKUT ekibinden dostlarımız olan AYAN Ailesi de Gökçeadada olunca onlarla da oturup bir şeyler içiyoruz. Sohbet etmek gibisi yok, adada hayat sakin hiçbirimizin acelesi yok.

Yola koyulma vakti gelince önce adanın kuzeyine Yıldız Koyuna gidiyoruz. Orada bir kamp alanı olmasına rağmen o günkü rüzgar Poyraz olduğu için deniz çok dalgalıydı. Biz de tekrar merkez üzerinden Aydıncık koyuna gitmeye karar verdik.
Merkezden çıkar çıkmaz %10 eğimle bir yol karşıladı bizi. Yavaş yavaş aheste dilimiz dışarda her taraftan bizi izleyen keçilerin şahitliğinde tırmandık bayırı. Yol üzerinde soğuk bir su kaynağının yanında çınar ağaçlarının gölgesinde öğlen yemeğimizi de yaptık ve yedik.
Turlarda çoğunlukla kendi yemeğimizi kendimiz yapıp yeriz. Bunun en büyük sebebi bu turumuzda başımıza gelen zehirlenme vakasıdır ki sonra bahsederiz o konudan, öğün atlamadan hep kendimiz pişiririz yemeğimizi.

Kıymalı Makarna, yoğurt, domates, salatalık ,…harika derken bir keçi atak yaptı ve akşam yemeği için aldığımız ekmeklerin poşetini römorktan kaptı, kaçıyor. Biz de peşine tabi. Zor kurtardık poşeti ziyansız bir şekilde kurnaz keçinin elinden.
Adada bir yerde mola verin. Kuç uçmaz kervan geçmez burda kimse yok dersiniz ama mutlaka en az iki göz sizi izliyordur. Heryerdeler.
Ada kendi kendine yetebilen su kaynalarına sahip ender adalardan. Yolumuz üzerindeki Eşelek Köyü ve baraj göletinin çevresinde üzüm bağlarının arasından yeşillikler arasında Ege Denizinin mavisiyle buluşmak için sabırsızca çevirdik pedalları. Gerçi son kilometreler hiç çevirmeden süzüldük diyebiliriz ama ceremesini daha önceden çekmiştik sefasını sürmeye miydik:)
Aydıncık Plajı girişinde Şen Motel’in çadır alanına kurulduk. Ters rüzgar dolayısıyla dalgasız olan denize bir önceki hafta bisiklet sürdüğümüz Bozcaadaya karşı attık kendimizi sulara. Güneşi denizde batırdık. Kızlar çıkmak bilmedi sudan. Keyifli bir akşam yemeğinin, sohbetin, muhabbetin ardından yıldızları kontrol ettik kızlarla. Duruyor mu yerinde Demirkazık? Kuzey ne taraftaydı? Güneye mi gitsek acaba? derken çadırda akşam boğuşması. Altta kalanın canı çıksın peşine hepimizin pestili çıkmıştı bugün. Teker teker daldık rüyalar alemine…
İyi seyirler hepinize.

    Related Posts

    GÖKÇEADA BİSİKLET TURU 2. Bölüm ( Güzelyalı – Gökçeada )
    GÖKÇEADA BİSİKLET TURU 1. Bölüm (Dalyan – Güzelyalı)
    PRESTO-ALLEGRO ile İLK BULUŞMA

    Leave a Reply