TER, GÖZYAŞI, ZAFER ve MUTLULUK

Yüzlerce kilometre bisiklet sürmüştük. Onlarca gün çadırda kalmıştık. Hedef, Kuzey Denizine ;Ren Nehrinin denize kavuştuğu yer olan Hoek van Holland’a varmaktı. Rotterdam’da yağmurlu bir gece ve sabahın ardından öğlene doğru hava açmıştı. Çadırın içini topladıktan sonra tentenin kuruması için biraz bekledik ve yola çıkıp hedefimize varmaya karar verdik. Son kez kuzeye gidiyorduk. Ve rüzgar hep karşımızdan esiyordu. Hepimiz için zor bir son gündü.

Yolun sonunda bizi karşılayacak bir grup var mıydı? Bizi dört gözle bekliyorlar mıydı? Oleeey! Hepşenler EV15’i bitirdi, diye madalya mı takacaklardı bize. Akşam adımıza bir kokteyl ardından rahatlamamız için masaj sonrasında kuş tüyü yataklar mı hazırlamışlardı? Aylarca hazırlanıp, günlerce yollarda geçirdikten sonra ne bekliyordu bizi? Bunların hiç biri yoktu tabi ki. Aslolan ailemizle bir arada olmak, sınırlarımızı görmek ve içimize yaptığımız yolculuktu. Ailecek başarmaktı. Anlatılamaz…

Bisiklet yolunun sonunda sade bir tabela karşıladı hepimizi. Güneş batmak üzereydi. Birbirimize baktık ve hep bir ağızdan,
-Bitiiiirdiiik!
diye bağırdık. İndik bisikletlerimizden tarif edilmez duygular içinde. Yüzümüzde anlamsız bir gülümseme… Güneş tüm kızıllığıyla batıyordu İngitere’nin ardından ve bizim kalacak yerimiz bile yoktu. İşte böyle bir an. Hepimiz sadece gülüyorduk. Mutluyduk. Şendik. Tüm yorgunluğumuzu unutmuştuk.
40 gün sonra ilk kez karanlıkta bisiklet sürüp kamp alanı dolu olduğu için başka bir kamp alanına birkaç km daha sürüp çadırımızı kurup rahatça huzurla uzanabildik.

Hayalimiz gerçekti artık. Bitirmiştik. Ertesi sabah kahvaltıda bir sonraki turumuzu konuşurken bulduk Hepşenleri.

    Leave a Reply