HEPŞENLER İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ

Ara tatiller bizim için müze ve aile ziyaretleri demektir. Yaz tatilimiz ve baharda haftasonlarımız genelde bisiklet turları ile geçtiği için bu soğuk ve yağışlı zamanları kapalı mekan akitiveteleri yaparak, müzeleri gezerek ve eş -dost akraba ziyaretleri yaparak geçiriyoruz.
İstanbul Oyuncak Müzesi de uzun süredir gitmeyi istediğimiz fakat bir programa dahil etmektense sırf orası için gitmek istediğimiz müzelerde biri olduğu için ziyaretimiz bu zamana kadar bekledi.
Hafta içi olmasına rağmen (tabi aratatil olması sebebiyle) çok kalabalık idi. Biz o nedenle müzeyi gezmeye tavan arasından Ayşegül hikayelerinden bir alıntı ile başladık. Aşağıya doğru inerken merdivenler kalabalık olmasına rağmen tüm ziyaretçiler hoş görülü ve nazikti. Fakat kafeterya kısmında koltuklara ve sandalyelere mont ya da çanta bırakıp rezerve ederek müzeyi gezmeye gidenler gördük, üzüldük.
Müze bizce 7 yaş ve üzeri için çok verimli geçen bir alan olmuş. Her bir camekan önünde karekodları okutarak, Sunay Akın’ın sesinden içerdeki oyuncakların hikayelerini dinlemek, o zamanları hayal etmek, düş kurmak ve çıkarımlar yapmak Duru için inanılmaz bir deneyim oldu. Büyükler için nostalji durağı. Sahip olduğunuz, olmasını istediğiniz ve unuttuğunuz çocukluğunuzun oyuncaklarını, ülkelerin kitleleri kontrol etmek için çocuklar üzerinde nasıl hamleler yaptığını ya da birinin çocuklarının karnını doyurmak için sattığı saçları ile yapılan oyuncakların başka birinin çocuğunun mutluluğu olduğunu, orada görebiliyorsunuz.
Deniz için ise kalabalık, bir an önce çıkılması gereken, oyuncakları gördüğü ama dokunamadığı için huzursuz olduğu, kafeteryanın, ücretli boyama alanının ve bahçedeki sek sek alanının onu daha çok cezbettiği bir müze oldu. 7 yaş altı çocuklar için müzede yapılan tiyatro, kukla gösterisi, boyama,…vb etkinlikler peşine gezi yapılmasını ve kalabalık tatil dönemlerinin-saatlerinin seçilmemesini tavsiye ediyoruz. Biz Deniz ile nasıl gezdik? İsterseniz kısaca bahsedelim.
Önce kendini oyalayabildiği kadar kendine bırakıyoruz. Yani bizimle birlikte bize uyuyor. Etrafta dolaşıyor, sorular soruyor, inceliyor, şarkı söylüyor, yeni ve ilgisini çeken her şeye şaşırıyor. Ve sıkılmaya başladığını an biz devreye giriyoruz. Mesela oyuncak müzesinde her bir camekanda hadi bunu bul , şimdi şunu bul oyunu oynadık. “Hadi bi sonrakine gidelim. Ne bulalım şimdi?” diye sorularla kendisi gezmeye devam etti.
Tabi her oyun gibi onun da bir süresi var. Kalabalık olduğu için anne kucağı ile baba kucağı arasında dolaşıp durdu. Ablası onun neleri sevdiğini daha iyi bildiği için oyun arkadaşını güzel yönlendirdi. Bahçede sek sek oynamaktan alamadık ikisini de .

Sonrasında sahilde bir sürüşe hayır demedik ama sadece Deniz’in denge bisikleti yanımızda idi. Biz de ardında kısa bir yürüyüş yaptık.

    Related Posts

    VİRTÜÖZ PİYANİST
    OYUN ZAMANI#5
    ÇOCUKLARLA MÜZE

    Leave a Reply